Raporlarımız

Temmuz enflasyonu: Enflasyonda tek hane görüldüyse de, detaylar rahatlamaya izin vermiyor
03.08.2017

Temmuz ayında manşet TÜFE enflasyonu gıda ve sigara fiyatlarından kaynaklanan olumlu baz etkisiyle tek haneye geriledi. Ancak çekirdek enflasyonun hem temel mal grubu, hem de hizmet grubu enflasyonu kaynaklı olarak yükselmiş olması bu durumun önüne geçiyor. Temel mal grubu enflasyonundaki yükseliş, negatif kur geçişkenliğinin henüz geçmediğini, hizmet enflasyonundaki yükseliş de fiyatlama davranışlarındaki katılığın kırılmasının çok kolay (hızlı) olmayabileceğini gösteriyor. Özetle, manşet enflasyondaki gerilemeye karşın, Temmuz ayı enflasyonunun detaylarda, ileriye dönük negatif sinyaller içerdiğini düşünüyoruz.

İNDİR
Bütçe gelirlerinin yeniden yapılandırma ile imtihanı
02.08.2017

Vergi gelirleri başta olmak üzere çeşitli kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması, son yıllarda sıklıkla başvurulan bir uygulama haline gelmiştir.Borçlarının yeniden yapılandırılması kapsamında bütçeye önemli bir vergi geliri sağlandığı görülmektedir. Spesifik olarak ifade edersek, 2011, 2014 ve 2016 yıllarında uygulamaya konan yeniden yapılandırma imkânları sayesinde bütçeye toplamda yaklaşık 55 milyar TL ek vergi geliri kaydedilmiştir.Tüm bu ek vergi tahsilatına rağmen, yeniden yapılandırma uygulamalarının bütçe performansını iyileştirdiğini ve mali disipline olumlu katkı sağladığını söylemenin çok da mümkün olmadığını düşünüyoruz.

İNDİR
Hazine borç limitini aşıyor
26.07.2017

Kamu Finansmanı ve Borç Yönetimi Kanunu’nda belirlenen sınırlara göre, Hazine’nin 2017 yılında yapabileceği net borçlanma limiti kabaca 52,5 milyar TL seviyesinde bulunuyor. Hazine’nin Temmuz sonu itibariyle net borçlanma tutarı ise 48,5 milyar TL’ye ulaşmış durumda. Dolayısıyla, bir yasa değişikliği ile Hazine’nin borçlanma limitinin arttırılması gerekebilir. Borç limiti tartışması üzerinden, rakamlarla kafa karıştırmamaya da çalışarak, sizlerle kısa bir borçlanma aritmetiği paylaşmak istiyoruz.

İNDİR
Haziran enflasyonu: Enflasyonda olumlu baz etkisi sürüyor
03.07.2017

Haziran ayı TÜFE enflasyonu, beklentilerden daha iyi bir gerçekleşmeyle “‐%0,27” oldu. Bunda gıda fiyatlarındaki düzeltme ile TL’nin son aylardaki sakin seyrine bağlı olarak temel mal grubu enflasyonundaki gerileme etkili oldu. Mayıs ve Haziran’da enflasyondaki düşüşte belirleyici olan baz etkilerinin, Temmuz ve Ağustos’ta da olumlu yönde çalışmasıyla yıllık TÜFE enflasyonunun gerilemeye devam edebileceğini ve tek haneli seviyeleri görebileceğini düşünüyoruz. Ancak, sonrasında baz etkisinin olumsuza dönmesiyle, Eylül‐Kasım ayları boyunca, çekirdek enflasyonun %10,0, TÜFE enflasyonun da %11,0’e doğru yükselişe geçmesini bekliyoruz. Aralık ayında ise, sigara ve gıda fiyatlarından kaynaklı baz etkisinin yardımıyla TÜFE enflasyonu %9,5‐10,0 aralığına gerileyebilir.

İNDİR
Mayıs enflasyonu: Enflasyonda (geçici) düşüş dönemi başladı
03.06.2017

Mayıs ayı TÜFE enflasyonu beklentilerin hafif üzerinde %0,45 seviyesinde gerçekleşirken, yıllık bazda %11,9’dan %11,7’ye geriledi. Bu gerilemede başrolü, TÜİK’in mevsimsel ürünlerin enflasyon hesaplamasına ilişkin yaptığı yöntem değişikliği nedeniyle giyim enflasyonunda görülen geçici düşüşün oynadığını söyleyebiliriz. Önümüzdeki bir kaç ayda daha baz etkilerinin olumlu yönde çalışmasıyla yıllık TÜFE enflasyonunun gerilemeye devam edebileceğini, hatta Temmuz ve/veya Ağustos aylarında tek haneli seviyelerin görülebileceğini düşünüyoruz. Öte yandan, Eylül ayından itibaren enflasyonun yeniden yükselişe geçerek yılı çift haneli ya da çift haneye yakın bir seviyede tamamlamasını da bekliyoruz. Bu nedenle para politikasında önemli bir gevşeme beklememek gerektiğini düşünüyoruz.

İNDİR
Merkezi bütçe dengelerinde bozulma Nisan’da da sürdü
15.05.2017

Bütçe hedeflerindeki sapmaya bağlı olarak artan finansman ihtiyacı, Hazine’nin iç borç yeniden borçlanma oranının 2017 yılında %120‐ 125’lere ulaşması anlamına geliyor. Son dönemde kredi garanti fonu (KGF) aracılığıyla kredilerde görülen hızlı artışa karşılık, TL mevduatların yatay seyri ve dış finansmandaki yavaşlama ile birlikte Hazine’nin artan finansman yükü bir arada değerlendirildiğinde, faizlerde son dönemde görülen baskının devam edebileceğini düşünüyoruz.

İNDİR
Nisan enflasyonu: Enflasyonda giyim etkisi
03.05.2017

Nisan ayı TÜFE enflasyonu piyasa beklentisine paralel %1,31 seviyesinde gerçekleşirken, bizim %1,95’lik tahminimizin altında kaldı. Yıllık bazda TÜFE enflasyonu %11,3’den %11,9’a yükseldi. Enflasyonu olumlu yönde etkileyen (ve enflasyonun tahminimizin altında kalmasına yol açan) faktör sezonluk fiyat artışlarının görüldüğü giyim kaleminde enflasyonun mevsimsel ortalamasının çok altında kalması oldu. Bunun nedeni de, enflasyon hesaplamasında "değişken ağırlık" sisteminden "sabit ağırlık" sistemine geçilmesi gibi görünüyor. Bu değişiklik, yılın geri kalanında baz etkilerinin yıllık enflasyonun şekillenmesinde belirleyici olabileceğini de gösteriyor. Enflasyon dalgalı seyretse de, Aralık ayına kadar çift hanede kalmasını bekliyoruz. Buna göre, para politikasında kısa vadede bir gevşemenin muhtemel görünmediğini düşünüyoruz.

İNDİR
TCMB piyasanın beklemediğini yaptı, faiz arttırdı
26.04.2017

TCMB bugünkü PPK toplantısında haftalık borç verme faiz oranını ve gecelik borç verme faiz oranını %8,0 ve %9,25 seviyelerinde sabit tutarken, geç likidite penceresi (GLP) faiz oranını 50 baz puanlık artışla %11,75’ten %12,25’e çekti. Gecelik borçlanma faiz oranı da %7,25’te sabit bırakıldı.

İNDİR
Mart enflasyonu: Enflasyonda kur geçişkenliği belirleyici olmaya devam ediyor
03.04.2017

Mart ayı TÜFE enflasyonu piyasanın %0,6 beklentisi ve bizim %0,65 tahminimizin üzerinde %1,02 olarak gerçekleşti. Yıllık bazda TÜFE enflasyonu da %10,1’den %11,3’e yükseldi. Enflasyonu beklentilerin üzerine çeken en önemli faktör olarak gıda fiyatlarında devam eden yüksek artışlar öne çıkıyor. Ancak enflasyon görünümü açısından daha önemli olanı, kur geçişkenliğinin çok güçlü bir şekilde etkili olmaya devam etmesi. Çekirdek enflasyonun %9,5’e yükselmiş olması kur geçişkenliğinin bir sonucu. Çekirdek enflasyonun Nisan ayında çift haneye yükselmesini ve daha sonra %11,0 civarında zirve yapmasını bekliyoruz. Manşet TÜFE enflasyonunun da yıl içinde tek haneye gerilemesi çok mümkün görünmüyor.

İNDİR
4. çeyrek GSYH: Yeni GSYH serisi sürpriz yapmaya ve kafa karıştırmaya devam ediyor; büyümede gerçekleşme beklentileri aştı
31.03.2017

TÜİK 4. çeyrekte GSYH büyümesinin bizim %1,9’luk tahminimiz ve piyasanın %2,1’lik beklentisinin oldukça üzerinde %3,5 seviyesinde gerçekleştiğini açıkladı. Bununla beraber, GSYH büyümesi 2. çeyrek için %4,5’ten %5,3’e, 3. çeyrek için de ‐%1,8’den ‐%1,3’e revize edildi. Böylece 2016’da tüm yıla ilişkin GSYH büyümesi de %2,2’lik piyasa beklentisine karşılık %2,9 olarak gerçekleşmiş oldu.

İNDİR
TCMB ılımlı faiz artışlarına devam ediyor
16.03.2017

TCMB bugünkü PPK toplantısında haftalık borç verme faizini ve gecelik borç verme faizini %8,0 ve %9,25 seviyelerinde sabit tutarken, geç likidite penceresi (GLP) faizini 75 baz puanlık artışla %11,0’dan %11,75’e çekti. Gecelik borçlanma faizi de %7,25’te sabit bırakıldı.

İNDİR
PPK toplantısı ön değerlendirme: Anahtar kelime ‐ “ödünleşim”; TCMB’den 50 baz puan faiz artışı bekliyoruz
15.03.2017

Son dönemlerde piyasada TCMB’nin “ne yapması gerektiği“ ile “ne yapacağı” yönündeki görüşler birbirinden farklılaşabiliyor. Biz de TCMB’nin söylemleri ve aksiyonlarını referans alarak, TCMB’nin yarınki PPK toplantısında agresif bir adım atmak yerine, ılımlı bir adımla hem gecelik borç verme faizi, hem de GLP faizinde 50 baz puanlık bir artışa giderek faizleri %9,75 ve %11,5 seviyelerine yükseltmesini daha olası görüyoruz.

İNDİR
Şubat enflasyonu: Enflasyon çift haneye beklenenden erken ulaştı, yıl boyu da çift hanede kalabilir
03.03.2017

Şubat ayı TÜFE enflasyonu piyasanın %0,47 beklentisi ve bizim de %0,30 tahminimizin üzerinde %0,81 olarak gerçekleşti. Yıllık bazda TÜFE enflasyonu da %9,2’den %10,1’e yükseldi. Beklenenden bir veya iki ay evvel, Şubat ayında çift haneye yükselen TÜFE enflasyonunun Kasım ayı sonuna kadar çift haneli (ya da çift haneye çok yakın) seviyelerde (yılın büyük bölümünde de %10,5‐11,0 civarında) seyretmesini bekliyoruz. Bu seviyede bir enflasyon da, mevcut kısa (ve uzun) vadeli faizlerde bir miktar daha yükseliş gerektirebilir.

İNDİR
Ocak enflasyonu: Enflasyon çift haneye gidiyor
03.02.2017

Ocak ayı TÜFE enflasyonu piyasa beklentilerinin çok üzerinde %2,46 olarak gerçekleşti ve yıllık bazda %8,5’ten %9,2’ye yükseldi. Bu gerçekleşmede temel faktör %6,4’lük gıda enflasyonu olsa da kur geçişkenliğinin etkisi de net bir şekilde görülüyor. Özellikle ÜFE enflasyonunun yıllık bazda %14’e yaklaşması (ve önümüzdeki 2‐3 ay içinde %18‐20 civarına yükseleceğinin sinyalini vermesi) TÜFE enflasyonu üzerindeki maliyet baskısını çok net gösteriyor. Kur geçişkenliğinin önümüzdeki aylarda etkisini arttırmasıyla, yıllık TÜFE enflasyonunun %10,5‐11,0 aralığına yükselmesi ve uzunca bir süre o seviyelerde kalması muhtemel görünüyor.

İNDİR
TCMB mevcut düzene devam kararı aldı
24.01.2017

TCMB bugünkü PPK toplantısında haftalık borç verme faizini %8,0’de sabit tutarken, gecelik borç verme faizini 75 baz puanlık artışla %8,50’den %9,25’e, geç likidite penceresi (GLP) faizini de 100 baz puanlık artışla %10,0’dan %11,0’e çekti. Gecelik borçlanma faizi ise %7,25’te sabit bırakıldı.

İNDİR
Aralık enflasyonu: Enflasyonda kur geçişkenliği etkisini hissettirmeye başladı
03.01.2017

Aralık ayı TÜFE enflasyonu piyasa beklentisinin çok üzerinde %1,64 seviyesinde gerçekleşti. TÜFE enflasyonu 2016 yılını da %8,5 seviyesinde tamamladı. Aralık ayı temel mal fiyatlarında kur geçişkenliğinin net olarak hissedilmeye başladığı bir ay oldu. Buna bağlı olarak çekirdek enflasyon da %7,0’den %7,5’e yükseldi. Zayıf talebin enflasyonda kur geçişkenliğini sınırlayabileceği görüşüne katılıyoruz. Ancak kur geçişkenliği sınırlı kalsa bile, çekirdek enflasyonun önümüzdeki aylarda yükselişini sürdürmesi kaçınılmaz görünüyor. Buna göre, I grubu enflasyonunun ikinci çeyrekte %9,0’lu seviyelere yükselebileceğini düşünüyoruz. TCMB’nin bir noktada kur ve enflasyon gelişmelerine kayıtsız kalamayacağını ve politika faizi artış(lar)ını gündemine alabileceğini düşünüyoruz.

İNDİR
GSYH revizyonu eski ezberleri değiştirdi!
14.12.2016

Bilindiği gibi TÜİK yılın üçüncü çeyreğinde GSYH’nin beklentilerin üzerinde yıllık %1,8 oranında daraldığını açıkladı. Biz %1,0‐1,2 civarında bir daralma beklerken, Reuters anketinde medyan beklenti %0,5 daralma (ortalama beklenti %0,0) şeklindeydi. Bu rakam Türkiye ekonomisinde 28 çeyrek sonra görülen ilk daralma özelliğini taşıyor. Ancak TÜİK tarafından yapılan GSYH revizyonu, bu daralma haberinin çok ötesine geçmiş durumda.

İNDİR
Kasım Enflasyonu: Enflasyonda en iyi geride kaldı
05.12.2016

Kasım ayı TÜFE enflasyonu beklentilerin altında %0,52 seviyesinde gerçekleşti. Enflasyonun beklentilerin altında gerçekleşmesinde, özellikle temel mal grubu enflasyonundaki gerileme etkili olmuş görünüyor. Son dönemde TL’deki hızlı değer kaybına karşın temel mal grubu enflasyonundaki bu gerileme, iç talepteki durgunluğun başka bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Buna karşın, kur geçişkenliğinin etkisini özellikle 2017 başından itibaren göstermesiyle, çekirdek enflasyonda hızlı bir yükseliş de kaçınılmaz görünüyor. Önümüzdeki beş- altı aylık süreçte, TÜFE enflasyonunda, gıda ve enerji kalemlerinin de katkısıyla, %9’lu seviyelere doğru hızlı bir yükselişe şahit olabileceğimizi düşünüyoruz. raporun tamamı için

İNDİR
TCMB beklenenden daha fazlasını yaptı
24.11.2016
TCMB yarın ne yapabilir?
23.11.2016
Dolar nereye gidiyor?: Kurdaki son gelişmeler yeniden “Déjà vu” dedirtiyor
14.11.2016

Son günlerin en fazla merak edilen sorularından biri “Dolar nereye gidiyor, sene sonu kaç olur?” dersek sanırız yanlış bir şey söylemiş olmayız. Baştan söyleyelim, bu raporun amacı bu soruya bir seviye ya da aralık belirterek direkt bir cevap vermek değildir. Özellikle risk iştahının aşırı uçlarda seyrettiği bugünkü gibi dönemlerde böyle bir çıkarsamada bulunmanın falcılıktan pek bir farkı olmadığının farkındayız. Ancak bu soruya cevap arayanlara, biraz matematik ve istatistik, biraz da iktisat bilimlerinden yararlanarak doğrudan bir cevap olmasa da, bir perspektif verebilmeyi amaçlıyoruz.

İNDİR
Eylül sanayi üretimi ve diğer göstergeler 3.çeyrekte GSYH daralma beklentimizi teyit ediyor
09.11.2016

TÜİK’in Eylül ayı sanayi üretimini açıklamasıyla beraber, 3. çeyrekte sanayi üretimi büyümesi ortaya çıktı (-%3,2). Buradaki daralma ile beraber diğer öncü göstergelere ilişkin gelişmelerin 3.çeyrekte GSYH’de %1,0 civarında bir daralmaya işaret ettiğini düşünüyoruz. Bu raporda sanayi üretimi ve diğer sektörlerin 3. çeyrek aktivitelerine ilişkin değerlendirmelerimizi paylaşmak istiyoruz.

İNDİR
Ekim enflasyonu: Enflasyon pozitif sürpriz yapmaya devam etti
03.11.2016
TL’deki değer kaybı TCMB’yi temkine sevk etti
20.10.2016
Eylül enflasyonu: Eylül enflasyonu da TCMB’yi sevindirdi
03.10.2016
2. Çeyrek GSYH Büyümesi: Büyümede ivme kaybı belirginleşiyor; Piyasanın 2016 büyüme tahminleri aşağı yönlü güncellenebilir
09.09.2016
Ağustos enflasyonu: Enflasyon TCMB’nin elini rahatlattı, ama…
05.09.2016
Temmuz enflasyonu: Enflasyondan negatif sürpriz geldi
03.08.2016
Haziran PMI: Büyümede yavaşlama sinyalleri artıyor
01.07.2016
2016 1. Yarıyıl Makro Değerlendirmesi: Şeytan detaylarda gizlidir
22.06.2016
TCMB parasal sadeleştirmeye devam ediyor
21.06.2016
1. Çeyrek GSYH Büyümesi: Büyüme iç talep ve kamu katkısı ile ivme kaybetmedi
10.06.2016
Nisan enflasyonu: Gıda enflasyonu Nisan’da da pozitif sürpriz yaptı; enflasyonda dip seviye görüldü
03.05.2016
TCMB ölçülü faiz indirimlerine devam diyor
20.04.2016
PPK Toplantısı: TCMB faiz indirdi; bu kararı parasal sadeleştirme adımı olarak değerlendirmek zor
24.03.2016

TCMB eğer ortalama fonlama maliyetini kademeli olarak %7,5’e çekmeyi planlamıyorsa, tek başına faiz koridoru üst bandında yapılan bir indirimin parasal sadeleştirme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Tam olarak parasal sadeleştirmeden bahsedilebilmesi için haftalık repo faizinde de yukarı yönlü bir ayarlama yapılması gerekirdi. TCMB’nin üzerindeki baskıların da etkisiyle böyle bir adım atmaktan çekindiğini düşünüyoruz. raporun tamamı için

İNDİR
Parasal sadeleştirme ne anlama gelmektedir?
23.03.2016

TCMB volatilitenin kalıcı olarak azaldığını düşünüyorsa ve daha önce de belirttiği gibi kademeli olarak parasal sadeleştirme yapacaksa, yarınki toplantıda örneğin gecelik borç verme faizini 50 bazpuan indirirken, haftalık repo faizini 50 bazpuan arttırabilir. Parasal sadeleştirme sonrası haftalık repo faizinin artmış olması sayesinde, TCMB piyasayı fonlamasını büyük ölçüde (hatta tamamen) haftalık repo ihaleleri ile yapacak, böylece fonlama maliyeti ile politika faizindeki farklılaşma ortadan kalkabilecektir. Ancak daha önemlisi, fonlamanın tamamının ya da tamamına yakınının haftalık repo faizinden sağlanmasına bağlı olarak, halihazırda faiz koridorunun üst bandına yakın seyreden kısa vadeli piyasa faizlerinin (bankalararası gecelik faiz, repo faizi, vb.) de bir süre sonra haftalık repo faizine yakınsaması amaçlanmaktadır. raporun tamamı için

İNDİR
Merkez Bankası faizinin ekonomideki işlevi nedir?
21.03.2016

Para politikasının başarısı bir merkez bankasının kısa vadeli faizler ile kredi ve mevduat faizlerini etkileme gücü ile de ölçülebilir. Özellikle 2014 yılının ortalarından itibaren kısa vadeli faizler ile banka mevduat ve kredi faizleri arasında belirgin bir ayrışma göze çarpmaktadır. Bu ayrışma, parasal aktarım mekanizmasının işleyişi (para politikasının etkinliği) konusunda soru işaretleri yaratmaktadır. Özetlei faiz koridoru üst bandında yapılabilecek muhtemel bir indirimin kredi ve mevduat faizlerine ne ölçüde yansıyacağı belirsizdir. raporun tamamı için

İNDİR
Şubat Enflasyonu: Manşet enflasyon baz etkisi yardımıyla geriledi; çekirdek enflasyon ise yükselişine devam etti
03.03.2016

Şubat atında %9,6’dan %8,8’e gerileyen manşet TÜFE enflasyonu Nisan-Mayıs ayı itibariyle %7,5’e (belki de bir miktar altına) kadar gerileyebilir. Çekirdek enflasyon ise bu süreçte çok sınırlı bir artış daha gösterebilir. Fiyatlama davranışlarında devam eden katılığın ve olumlu baz etkisinin ortadan kalkmasının etkisiyle manşet TÜFE enflasyonunun yılın ikinci yarısında tekrar yükselişe geçmesini ve yılı da (TCMB’nin %7,5’lik tahmininin üzerinde) %8,5 civarında bitirmesini bekliyoruz. raporun tamamı için

İNDİR
Ocak enflasyonu : Enflasyonda beklendiği gibi kötüleşme devam etti
03.02.2016

Manşet TÜFE enflasyonda önümüzdeki bir kaç ay baz etkisinin yardımıyla bir miktar gerileme görebiliriz. Buna karşın, fiyatlama davranışlarındaki kötüleşme nedeniyle, çekirdek enflasyon ve hizmet enflasyonundaki yükseliş bir süre daha devam edebilir. Özetle (kurlarda aşırı bir değer kaybı süreci olmadığı sürece), manşet enflasyonda çift haneli seviyeleri görmeyebiliriz, ancak enflasyon eğilimindeki olumsuz seyrin devam etmesi beklenmeli. raporun tamamı için

İNDİR
Aralık enflasyonu: Enflasyon yılı %9,0’a yakın kapattı
04.01.2016

Asgari ücret artışının enflasyon üzerindeki en önemli yansımasının hizmet enflasyonu üzerinde görülebileceğini düşünüyoruz. TL’de 2015’in ilk aylarında olduğu gibi hızlı değer kaybı süreci yaşanmasa dahi, hizmet enflasyonu katılığının sürmesiyle, çekirdek enflasyon önümüzdeki aylarda da yüksek (bu seviyelere yakın) kalabilir. raporun tamamı için

İNDİR
TCMB faiz toplantısı değerlendirmesi: TCMB “sadeleştirme için henüz erken” dedi
22.12.2015

TCMB’nin para politikasında sadeleştirmeyi, küresel piyasalarda sakin seyrin devamı halinde devreye sokmayı düşündüğünü anlıyoruz. Bunu yaparken de, TCMB’nin tek başına haftalık repo faizinde düşük oranlı (25 ya da 50 bazpuan) bir artış yapmasını daha uzak bir ihtimal olarak görüyoruz. TCMB haftalık repo faizini (100 bazpuan) artırırken, bir yandan da gecelik borç verme faizinde (50 bazpuan) bir indirimi gündeme alabilir. En azından TCMB’nin oyun planının bu yönde olabileceğini düşünüyoruz. TCMB’nin oyun planını uygulamaya koyup koyamayacağını, koyarsa da piyasa tepkisinin ne olacağını ise hep beraber yaşayıp göreceğiz. raporun tamamı için

İNDİR
TCMB faiz toplantısı ön değerlendirme: Piyasa beklentisi TCMB’nin sadeleştirme çerçevesi ile uyumlu değil
22.12.2015

TCMB’nin piyasadaki ağırlıklı beklenti olan politika faizini 50 bazpuan, faiz koridorunun alt bandını 25 bazpuan (veya 50 bazpuan) artırması durumunda değişen sadece haftalık repo ihalesi ile yapılan fonlamanın payının %60’dan %70’e yükseltilmesi olacak. Öte yandan, koridorun daraltılarak daha simetrik bir hale getirilmesi konusunda da pek bir adım atılmamış olacak. Dolayısıyla piyasanın bu ağırlıklı beklentisinin TCMB’nin normalleştirme ile çizdiği çerçeveyle pek de uyumlu olmadığını düşünüyoruz. raporun tamamı için

İNDİR
3. çeyrek büyüme: Büyüme pozitif sürpriz yaptı ancak detaylar çok parlak değil
11.12.2015

Üçüncü çeyrek GSYH büyümesi pozitif bir sürpriz yaparak %4,0 seviyesinde gerçekleşti. Ortalama piyasa beklentisi %2,8’lik bir büyümeye işaret ederken, biz %1,8 gibi daha düşük bir büyüme beklentisi içindeydik. Büyümede öncü göstergelerin ima ettiği gibi bir yavaşlama olmadıysa da, büyümenin bileşenlerinde (büyüme kalitesinde) ikinci çeyreğe göre ciddi bir bozulma var. Bu açıdan son çeyrekte de büyümenin kaynaklarını yakından takip etmek gerekiyor. Bu 2016 yılı büyümesi, bir başka ifadeyle büyümenin sürdürülebilirliği ile ilgili fikir verebilir.

İNDİR
Kasım enflasyonu: Enflasyon cephesinde pek değişen bir şey yok
03.12.2015

Kasım ayında enflasyon görünümünde geçtiğimiz aylara göre önemli bir değişiklik olmadı. Bundan bağımsız olarak, TCMB’nin para politikası duruşunda da bir değişiklik olmasını beklemiyoruz. TCMB daha önce de ifade ettiği üzere, FED’den gelecek ilk faiz artırımının ardından (muhtemelen bu ay), para politikasında sadeleştirme politikasını başlatacaktır. Asgari ücret artışının enflasyon üzerindeki net (sayısal) etkisini, diğer değişkenlerden bağımsız olarak (ceteris paribus) ölçmeye çalışmak çok da anlamlı olmayabilir. TCMB’nin para politikası duruşu başta olmak üzere enflasyon görünümünü etkileyebilecek temel faktörleri bir arada düşündüğümüzde, TÜFE enflasyonunun 2016 yılı içinde %7,0’lerin altına kalıcı olarak gerilemesini çok muhtemel görmüyoruz. raporun tamamı için

İNDİR
Ekim enflasyonu: Enflasyonda kur geçişkenliği Ekim ayında da devam etti
03.11.2015

Geçtiğimiz ay yayınladığımız enflasyon raporumuzda da, enflasyonun Ekim ayında bir miktar gerileyebileceğini, ancak yılın son iki ayında olumsuz baz etkisi nedeniyle, hızlı bir yükselişle 2015 sonunda %9,0’a yaklaşabileceğini belirtmiştik. Bu tahminimizi koruyoruz. Çekirdek enflasyonun (I endeksinin) ise %9,5 civarında gerçekleşmesini bekliyoruz. Bu enflasyon görünümünün, para politikasında bir gevşemeye izin vermediği gibi, tam tersine daha da sıkılaştırmaya ihtiyaç olduğuna işaret ettiğini düşünüyoruz. Buna karşın, TCMB’nin para politikası duruşunu, FED’in para politikası adımlarına endekslediği biliniyor.

İNDİR
Eylül enflasyonu: Enflasyonu bırak, FED'e bak!
05.10.2015

Kasım ayı TÜFE enflasyonu beklentilerin altında %0,52 seviyesinde gerçekleşti. Enflasyonun beklentilerin altında gerçekleşmesinde, özellikle temel mal grubu enflasyonundaki gerileme etkili olmuş görünüyor. Son dönemde TL’deki hızlı değer kaybına karşın temel mal grubu enflasyonundaki bu gerileme, iç talepteki durgunluğun başka bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Buna karşın, kur geçişkenliğinin etkisini özellikle 2017 başından itibaren göstermesiyle, çekirdek enflasyonda hızlı bir yükseliş de kaçınılmaz görünüyor. Önümüzdeki beş- altı aylık süreçte, TÜFE enflasyonunda, gıda ve enerji kalemlerinin de katkısıyla, %9’lu seviyelere doğru hızlı bir yükselişe şahit olabileceğimizi düşünüyoruz.

İNDİR

Portföy Uzmanımız

Size Özel Temsilcimiz tarafından aranmak için lütfen bilgilerinizi giriniz.